E-ticaret sektöründe kampanya ve indirim dönemleri tüm hızıyla sürerken, tüketici faturasına yansıyan kargo bedelleri yüksek seyrini koruyor. CBRE Türkiye’nin son analizi, kargo ücretlerindeki bu direncin temel nedeninin sanılanın aksine yakıt fiyatları değil, lojistik segmentindeki "depolama krizi" olduğunu ortaya koydu.
GÖRÜNMEZ MALİYET İstanbul ve çevresindeki lojistik alanlarda doluluk oranlarının zirveye ulaşması, yeni yatırımların maliyetleriyle birleşince kira bedellerini yukarı çekiyor.
CBRE Türkiye Direktörü Can Kadir Yalnızcan, gayrimenkul maliyetlerinin doğrudan sepete yansıdığını belirterek, "Tüketici bugün kargo ücreti öderken aslında satın aldığı ürünün şehir merkezinde bekleme maliyetini de karşılıyor," ifadelerini kullandı.
ÇOK KATLI DEPOLAR DÖNEMİ İstanbul’un lojistik çeperlerinde A sınıfı tesis bulmanın imkansız hale geldiğini vurgulayan Yalnızcan, sektörün zorunlu bir dönüşüm eşiğinde olduğunu belirtti.
Yatayda genişleme alanı kalmadığı için Türkiye’nin çok katlı depolara ve şehir içi mikro dağıtım merkezlerine yönelmesi gerektiğini ifade eden Yalnızcan, yer yokluğu nedeniyle robotik depo sistemlerinin bir tercihten çok "hayatta kalma seçeneği" haline geldiğini söyledi.
Analiz verilerine göre, bir e-ticaret paketinin teslimat sürecindeki toplam lojistik maliyetinin yaklaşık yüzde 20’sinidepolama ve elleçleme giderleri oluşturuyor. Şehir içi arazilerdeki arz kıtlığı, perakendecilerin kargo ücretlerinde indirim yapmasını engelleyen en büyük "sabit gider" kalemi olarak öne çıkıyor.
GAYRİMENKUL ARTIK BİR FİNANS ARACI Lojistiğin artık sadece taşımacılıktan ibaret olmadığını belirten Can Kadir Yalnızcan, gayrimenkul stratejilerinin bir finans aracına dönüştüğünü vurguladı.
Uzmanlara göre, lojistik gayrimenkuldeki arz krizi çözülmeden ve dijital dönüşüm hızlanmadan, kargo ücretlerinde kalıcı bir düşüş beklemek gerçekçi görünmüyor.
.