Emlak 16.06.2026

Miras kalan araziye ev yaptıysanız dikkat!

Miras kalan araziye ev yaptıysanız dikkat!

Miras kalan ya da ortak mülkiyete konu olan arsa ve tarlalar üzerine yapılan evler, tapu ve hukuki kayıtlar doğru şekilde oluşturulmadığında ileride ciddi mağduriyetlere yol açabiliyor.

  Uzmanlar, “evi ben yaptım” düşüncesinin her zaman tek başına yeterli olmadığını; özellikle ortaklığın giderilmesi ve kamulaştırma gibi süreçlerde mülkiyetin nasıl belirlendiğinin belirleyici olduğunu vurguluyor.

Uygulamada pek çok kişi, babasından kalan tarlaya ya da aile içinde hisseli olarak paylaşılan bir taşınmaz üzerine kendi bütçesiyle ev yaptırabiliyor. Ancak tapu kayıtlarında taşınmaz arsa/tarla olarak görünmeye devam ediyor ve yapı kayıtlara işlenmiyorsa, gelecekte hak kaybı riski artıyor.

Kakıcı & Şimşek Hukuk Bürosu kurucularından Av. Elvan Kakıcı Şimşek, fiili durum ile hukuki durum arasındaki farka dikkat çekerek, tapuda gerekli işlemler yapılmadığında evin bedeli üzerinde tek başına hak sahibi olunduğu düşüncesinin yanıltıcı olabileceğini belirtiyor.

Son dönemde artan ortaklığın giderilmesi (izale-i şuyu) davalarında hisseli taşınmazlar çoğunlukla satış yoluyla tasfiye ediliyor. Bu satışta taşınmaz üzerindeki evin değeri de toplam bedele dahil edilebiliyor.

  Ancak yapının kime ait olduğu hukuken netleştirilmemişse, satıştan gelen bedelin yalnızca evi yaptıran kişiye değil, tüm paydaşlara hisseleri oranında dağıtılması söz konusu olabiliyor.

Şimşek, bu durumda yılların emeğiyle yapılan yatırımın, hukuki güvence bulunmadığında ortaklar arasında paylaştırılabileceğini ifade ediyor. Risk yalnızca ortaklığın giderilmesi davalarıyla sınırlı değil.

Kamulaştırma işlemlerinde de taşınmaz üzerindeki yapının kime ait olduğunun hukuken ortaya konulamaması halinde, yapı bedelinin paylaşımında hak kayıpları yaşanabiliyor. Bu nedenle yapının hukuki statüsünün erken aşamada belirlenmesi önem taşıyor.

ÇÖZÜM YOLU Av. Elvan Kakıcı Şimşek’e göre bu noktada öne çıkan hukuki araçlardan biri muhtesadın aidiyeti davası. Bu davayla taşınmaz üzerindeki yapının kim tarafından ve hangi imkanlarla inşa edildiği mahkeme kararıyla tespit edilebiliyor.

  Yapının kendi imkanlarıyla yapıldığını belge, tanık beyanı ve diğer delillerle ispatlayan kişinin; ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma sonrasında yapı değerinin kendisine ait olduğunun belirlenmesini sağlayabileceği belirtiliyor.

Böylece satış bedeli içinde yer alan yapı değerinin tamamını alma imkanı doğabiliyor. YILLAR SONRA KAYIPLAR YAŞANABİLİR Aile içi güven ilişkisine dayanılarak işlem yapılmasının sık görüldüğünü belirten Şimşek, taşınmazlarda hukuki güvence sağlanmadığında yıllar sonra açılacak bir dava ya da kamulaştırma sürecinin ciddi maddi kayıplara yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

  Bu nedenle hisseli taşınmaz üzerinde bulunan yapıların durumunun uzman desteğiyle değerlendirilmesi ve gerekli adımların zamanında atılması gerektiği vurgulanıyor.

Yorumlar

0 yorum

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!