Emlak 23.04.2026

Güvenli kentlerin anahtarı: Kentsel dönüşüm ve zemin gerçeği!

Güvenli kentlerin anahtarı: Kentsel dönüşüm ve zemin gerçeği!

Türkiye’nin Alp-Himalaya deprem kuşağı üzerinde yer alması, ülkenin büyük bölümünü sismik risk altında bırakıyor. Toprakların yaklaşık %92’sinin deprem tehlikesi taşıdığı Türkiye’de, nüfusun önemli bir kısmı aktif fay hatlarına yakın bölgelerde yaşıyor.

Son 25 yılda yaşanan Marmara, Van, Elazığ ve Kahramanmaraş depremleri ise en büyük riskin depremin kendisi değil, dayanıksız yapı stoğu olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Tanyer Yapı Zemin Grubu Koordinatörü ve İnşaat Yüksek Mühendisi Batuhan Tozburun, özellikle İzmir’in bu risk açısından kritik bir konumda olduğunu vurguluyor.

Tozburun’a göre İzmir; aktif fay hatlarına yakınlığı, yumuşak alüvyon zemin yapısı ve eski yapı yoğunluğu nedeniyle deprem açısından hassas bir şehir. İZMİR İÇİN KRİTİK UYARI Bayraklı, Konak, Bornova, Karşıyaka ve Buca gibi yoğun yerleşim bölgelerinde zemin özellikleri ile yapılaşmanın birleşmesi, kırılganlığı artırıyor.

30 Ekim 2020’de meydana gelen Samos Depremi’nin, merkez üssüne uzak olmasına rağmen İzmir’de ciddi hasara yol açması bu durumun en somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

Tozburun, bu depremden çıkarılan teknik sonuçları şöyle özetliyor: Yerel zemin etkileri sarsıntıyı büyüttü, eski yapılar ağır hasar aldı, orta katlı binalarda rezonans etkisi görüldü ve aynı bölgede farklı temel sistemlerine sahip yapılar farklı performans sergiledi.

Bu veriler, deprem güvenliğinin yalnızca bina kalitesiyle değil, zemin-yapı etkileşimiyle doğrudan ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. KENTSEL DÖNÜŞÜM ARTIK ZORUNLULUK Bilimsel verilerin İzmir için orta-yüksek seviyede deprem olasılığına işaret ettiğini belirten Tozburun, kentsel dönüşümün artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğini ifade ediyor.

“Depremi önlemek mümkün değil ancak doğru mühendislik, sağlam zemin çalışmaları ve planlı dönüşümle can ve mal kayıpları ciddi ölçüde azaltılabilir” diyen Tozburun, bu sürecin bir yaşam güvenliği meselesi olduğunun altını çiziyor.

İzmir’de mevcut dönüşüm çalışmalarının hasarlı yapı stokunun yalnızca yaklaşık %10’unu kapsadığını belirten Tozburun, dönüşümün hızlandırılması gerektiğini vurguluyor.

Özellikle ada bazlı dönüşümün önemine dikkat çekerek, yerel yönetimler ve merkezi idarenin daha hızlı ve kararlı adımlar atması gerektiğini ifade ediyor.

Tanyer Yapı Zemin Grubu’nun sektördeki büyümesine de değinen Tozburun, yaklaşık 200 kişilik uzman ekip ve geniş makine parkıyla hizmet verdiklerini belirtiyor. Fore kazık, jet grout, ankraj, diyafram duvar ve baret kazık gibi zemin iyileştirme tekniklerini aynı anda uygulayabildiklerini ifade eden Tozburun, firmalara anahtar teslim zemin mühendisliği çözümleri sunduklarını aktarıyor.

Ege Bölgesi’nin ardından İstanbul’da da faaliyetlerini genişlettiklerini belirten Tozburun, yeni projelerle büyümeyi sürdürdüklerini ve özellikle Bayraklı’da yeni şantiyeler için görüşmelerin devam ettiğini söylüyor.

Uzmanlara göre, deprem gerçeği karşısında atılacak en önemli adım; bilinçli planlama, sağlam mühendislik ve hızlandırılmış kentsel dönüşüm politikalarıyla riskleri azaltmak.

Çünkü deprem değil, hazırlıksızlık kayıplara yol açıyor.

Yorumlar

0 yorum

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!