TÜİK'in 2025 yılına ait evlenme ve boşanma istatistikleri, konut piyasası açısından yalnızca bir nüfus sayımı niteliği taşımıyor. Bu veriler, aynı zamanda hane kurulumu ve hane dağılması ekseninde birbirinden farklı iki talep dinamiğinin habercisi niteliğinde.
Denge Gayrimenkul Değerleme'nin söz konusu verilere dayandırdığı analiz, demografik hareketliliğin konut piyasasında "hane dönüşümü" kaynaklı yapısal bir talep baskısı oluşturduğuna dikkat çekiyor.
TÜİK verilerine göre 2025 yılında 552 bin çift evlenirken yaklaşık 194 bin çift boşandı. Bu iki rakam, konut piyasasına farklı kanallardan etki ediyor. Yeni evlilikler piyasaya ek talep enjekte ederken, boşanmalar mevcut haneleri bölerek hem yeni bir barınma ihtiyacı hem de zaman zaman ikinci el konut arzı yaratıyor.
Konu ile ilgili olarak paylaşılan detaylara göre Türkiye'de ortalama hanehalkı büyüklüğünün 2024 itibarıyla 3,11 kişiye gerilemesi ve tek kişilik hane sayısının 2025'te 5 milyon 523 bin 321'e ulaşması, bu dönüşümün arka planını oluşturuyor.
Küçülen haneler, konut piyasasında daha küçük ve esnek konut tiplerine olan talebi demografik bir zemine oturtmuş durumda. YENİ EVLİLİKLER KÜÇÜK KONUTA TALEBİ ARTIRIYOR Verilen detaylara göre yeni kurulan hanelerin konut tercihleri incelendiğinde, 1+1 ve 2+1 daire tiplerinin ön plana çıktığı görülüyor.
Bu talep yalnızca niceliksel bir artış anlamına gelmiyor; aynı zamanda konutun tipi, konumu ve erişilebilirliği üzerinde de seçici bir etki yaratıyor. Ulaşım bağlantıları güçlü, sosyal olanaklara yakın ve günlük yaşamı kolaylaştıran lokasyonlar, yeni evli hanelerin öncelikli kriterleri arasında yer alıyor.
Aktarılan bilgilere göre Türkiye'de konut sahipliği oranının yüzde 57,1 düzeyinde seyretmesi, yeni evlilerin bir bölümünün kiralık piyasaya yöneldiğine işaret ediyor.
Ancak mevcut verilerle bu oranı net biçimde ortaya koymak güç; bu nedenle yeni evliliklerin hem kiralık hem satılık konut talebini eş zamanlı olarak beslediği kabul ediliyor.
BOŞANMALAR KİRALIK TALEBİ YUKARI ÇEKİYOR Boşanmaların konut piyasasına etkisi çok daha ani ve doğrudan hissediliyor. Mevcut bir hanenin bölünmesi, kısa vadede acil bir barınma ihtiyacı doğuruyor.
TÜİK'in 2025 verileri bu tabloyu somutlaştırıyor: Yıl içinde 191 bin 371 çocuk için velayet kararı verildi ve bu kararların yüzde 74,6'sında çocuklar anneye bırakıldı.
Öte yandan boşanmaların yüzde 34'ü evliliğin ilk 5 yılında gerçekleşti. Bu tablo, ekonomik olarak henüz tam anlamıyla güçlenmemiş ya da çocuklu ailelerde boşanma sonrası ilk ihtiyacın kiralık ve hızlı erişilebilir konut olduğunu açıkça ortaya koyuyor.
Bu grupta lokasyon tercihleri de fiyatın önüne geçiyor; okula yakınlık, işe ulaşım kolaylığı ve güvenli çevre belirleyici kriterler haline geliyor. Boşanmaların konut piyasasına bir diğer yansıması arz tarafında kendini gösteriyor.
Ortak mülkiyetteki konutun satılarak değerinin eşler arasında paylaşılması, özellikle ikinci el piyasada ek bir hareketlilik kaynağı oluşturuyor. Her boşanma satışla sonuçlanmasa da mülkiyetin tasfiyesini gerektiren durumlarda bu süreç, piyasaya hem talep hem de arz yönlü bir etki katıyor.
2025 verileri, konut piyasasında iki farklı demografik dinamiğin eş zamanlı olarak işlediğini gözler önüne seriyor. Yeni evlilikler küçük metrekareli ve erişilebilir konutlara talep üretirken, boşanmalar kiralık segmentte acil talebi ve ikinci el piyasada arzı besliyor.
Bu çift yönlü baskı, önümüzdeki dönemde özellikle kiralık konut, ikinci el satış ve küçük-orta ölçekli daire segmentlerinde belirginleşmesi bekleniyor.
Demografik dönüşüm, sektörün artık yalnızca "ne kadar konut üretilmeli" sorusunu değil, "hangi hane tipi için, hangi lokasyonda ve hangi fiyat bandında" sorularını da gündemine almasını zorunlu kılıyor.