Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (Türkiye İMSAD), toplumun deprem konusundaki farkındalığını ve hazırlık düzeyini ölçen kapsamlı “Deprem Riski Altında Yaşam Bilinci” araştırmasının sonuçlarını kamuoyuyla paylaştı.
Paylaşılan detaylara göre 7 bölgede 1. 067 kişiyle gerçekleştirilen çalışma, Türkiye’de deprem korkusunun çok yüksek olduğunu ancak bu korkunun somut hazırlıklara dönüşmediğini çarpıcı verilerle ortaya koydu.
KORKUYORUZ AMA HAZIRLANMIYORUZ Türkiye İMSAD Yönetim Kurulu Başkanı Tayfun Küçükoğlu, araştırma sonuçlarını değerlendirirken toplumun içinde bulunduğu çelişkili durumu şu sözlerle özetledi: "Halkımız depremden korkuyor ama yeterince hazırlanmıyor.
Ülkemiz topraklarının %66’sı, nüfusumuzun ise %71’i yüksek riskli bölgelerde yaşıyor. Deprem sonrası gösterdiğimiz muazzam dayanışma refleksi, ne yazık ki zamanla yerini gündelik hayatın akışına bırakıyor.
Depremle mücadeleyi anlık reflekslerden çıkarıp kalıcı bir kolektif bilince dönüştürmek zorundayız. " KAYGI YÜKSEK HAZIRLIK DÜŞÜK Araştırmadan öne çıkan temel bulgular, toplumun depremle olan imtihanını gözler önüne seriyor: Yüksek Kaygı Düzeyi: Toplumun %58,3’ü deprem kaygısı taşıyor.
Bu oran kadınlarda %67,7’ye kadar çıkıyor. Her 10 kişiden 6’sı zihninin bir köşesinde sürekli "ya deprem olursa" sorusuyla yaşıyor. Deneyim ve Hazırlıksızlık: Katılımcıların %59,8’i hayatında en az bir kez yıkıcı bir deprem deneyimi yaşamış olmasına rağmen, %45,5’i kendisini olası bir sarsıntıya hazır hissetmiyor.
Risk Algısı: Halkın %54’ü yaşadığı bölgeyi "çok riskli" olarak tanımlıyor. Özellikle İstanbul ve Doğu Marmara hattında bu algı zirveye ulaşıyor. BİREYSEL ÖNLEMLERDE BÜYÜK İHMAL Ekonomik koşullardan bağımsız olarak alınabilecek basit önlemlerde bile ciddi eksiklikler göze çarpıyor: Deprem Çantası Yok: Toplumun %73,1’inin evinde bir deprem çantası bulunmuyor.
Toplanma Alanları Bilinmiyor: Katılımcıların %55,2’si acil durumlarda nereye gideceğini, toplanma alanının nerede olduğunu bilmiyor. Eşya Sabitleme İhmal Ediliyor: Evindeki eşyaları hiç sabitlemeyenlerin oranı %45,6.
Tüm eşyalarını sabitleyen bilinçli kesim ise sadece %32,2’de kalıyor. DASK Sahipliği: Zorunlu Deprem Sigortası (DASK) oranı %41,6 seviyesinde. Yani toplumun yarısından fazlası olası bir yıkım sonrası ekonomik güvenceden yoksun.
Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri bina güvenliği algısında yaşandı. Katılımcıların %59,4’ü oturduğu binayı güvenli bulduğunu söylerken, %74,5’i binası için bugüne kadar hiçbir risk tespiti yaptırmadığını itiraf etti.
Bu durum, binalara duyulan güvenin teknik bir incelemeden ziyade bir "temenni" olduğunu gösteriyor. Kentsel dönüşüm ve devlet destekleri konusunda da ciddi bir bilgi boşluğu mevcut: Katılımcıların %57,7’si kentsel dönüşüm desteklerinden haberdar değil.
%71,2’si süreçlerle ilgili doğru ve güvenilir bilgiye ulaşmakta zorlandığını belirtiyor. Toplumun %60,3’ü "önlem alırsak depremde çok şey değişir" diyerek bireysel çabanın önemine inansa da, bu inanç eyleme geçmiyor.
Tayfun Küçükoğlu, depremin bu coğrafyanın doğal bir parçası olduğunu hatırlatarak, hazırlık sürecinin sadece finansal bir mesele değil, bir yaşam kültürü haline gelmesi gerektiğinin altını çizdi.