Emlak 28.11.2025

Ofisler küçülüyor, kalite artıyor!

Ofisler küçülüyor, kalite artıyor!

Tüm dünyayı etkisi altına alan pandemi sonrasında iş dünyasında yaşanan dönüşüm, ofis anlayışını kökten değiştirdi. Konu ile ilgili olarak verilen bilgilere göre hibrit çalışma modeli kalıcı hale gelirken, şirketler artık geniş metrekareli ofislerden çok, çalışan verimliliğini, konforu ve sürdürülebilirliği önceleyen, daha nitelikli ve iyi tasarlanmış alanlara yöneliyor.

Gayrimenkul sektöründe küresel ölçekte “Flight to Quality” (kaliteye uçuş) olarak adlandırılan bu eğilim, Türkiye’de de belirgin biçimde hissediliyor.

Dünyanın önde gelen gayrimenkul hizmet şirketleri arasında yer alan CBRE’nin Türkiye Direktörü Can Kadir Yalnızcan, ofis pazarındaki bu değişimin yalnızca bir “küçülme” hareketi olarak görülmemesi gerektiğini, aslında çalışma kültürünün baştan tanımlandığını vurguluyor.

Yalnızcan’a göre, artık ofis tercihlerinde “kaç metrekare?” sorusundan çok, “çalışana ne sunuyor?” sorusu öne çıkıyor. Konu ile ilgili olarak verilen bilgilere göre şirketler, ofis seçerken çalışan deneyimi, ergonomi, ulaşılabilirlik, ortak alan kalitesi ve sosyal imkânlar gibi unsurları en az kira bedeli kadar dikkate alıyor.

Verilen detaylara göre hibrit modelle birlikte çalışanların ofise haftanın belirli günlerinde gelmesi, firmaları fiziksel alan planlamasını yeniden düşünmeye zorluyor.

Bu süreçte, ofisin sunduğu deneyim, sürdürülebilirlik performansı ve teknolojik altyapı, karar mekanizmasında belirleyici konuma yükselmiş durumda. Yeni nesil ofis projelerinde enerji verimliliği, yeşil bina sertifikaları, doğal ışığın maksimum kullanımı, iç hava kalitesinin iyileştirilmesi gibi sürdürülebilirlik kriterleri öne çıkıyor.

CBRE Türkiye’nin verileri, özellikle Levent, Maslak ve Ataşehir gibi iş merkezlerinde yer alan A+ sınıfı ofislerde doluluk oranlarının artış eğiliminde olduğunu gösteriyor.

  Yalnızcan, küresel yatırımcılar ve çok uluslu şirketlerin çevresel, sosyal ve yönetişim (ESG) kriterlerine uyumlu binalara yöneldiğini, Türkiye’de de bu bilincin hızla yayıldığını belirtiyor.

Ona göre enerji tasarrufu sağlayan, karbon ayak izini azaltan ve çalışan sağlığını odağa alan ofisler artık bir “artı özellik” değil, temel bir gereklilik haline gelmiş durumda.

Bu dönüşüm yalnızca fiziksel mekânla sınırlı değil. CBRE’nin analizine göre, ofisler teknolojik bakımdan da ciddi bir evrim geçiriyor. Dijital altyapısı güçlü, akıllı bina sistemleriyle donatılmış, veri odaklı enerji ve alan yönetimi yapılabilen binalar tercih sebebi oluyor.

Yalnızcan, sensör tabanlı enerji yönetimi, uzaktan izleme, veri analitiği ve otomasyon çözümlerinin hem operasyonel maliyetleri düşürdüğünü hem de sürdürülebilirlik hedeflerine katkı sunduğunu ifade ediyor.

Önümüzdeki döneme ilişkin öngörüler, ofis pazarında esneklik ve uyarlanabilirliğin daha da önem kazanacağı yönünde. CBRE Türkiye, hibrit çalışmayı destekleyen, modüler olarak düzenlenebilen, gerektiğinde büyüyüp küçülebilen, ortak ve sosyal alanları güçlü ofis tiplerinin öne çıkacağını tahmin ediyor.

Yalnızcan, “Flight to Quality” eğiliminin geçici bir dalga değil, kalıcı bir paradigma değişimi olduğunu vurgulayarak, şirketlerin artık büyümeyi yalnızca metrekare artışıyla değil, kalite, sürdürülebilirlik ve çalışan memnuniyeti ile ölçtüğünü belirterek, kompakt ama daha yüksek standartlara sahip, teknolojiyle entegre ve çevre dostu ofislerin iş dünyasının yeni normali haline geldiğini kaydetti.

Yorumlar

0 yorum

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!