Emlak 17.06.2026

Küresel lojistik kiraları son beş yılda yüzde 36 arttı!

Küresel lojistik kiraları son beş yılda yüzde 36 arttı!

Dünya genelinde artan jeopolitik riskler, ticaret politikalarındaki değişimler ve yükselen işletme giderleri, şirketlerin tedarik zinciri yönetiminde yeni yaklaşımlar benimsemesine neden oluyor.

  Cushman & Wakefield tarafından yayımlanan “Küresel Sanayi ve Lojistik Dinamikleri 2026” raporu, lojistik gayrimenkullerinin artık yalnızca operasyonel ihtiyaçları karşılayan alanlar olmaktan çıkarak şirketlerin rekabet gücünü artıran stratejik varlıklar haline geldiğini ortaya koyuyor.

135 farklı sanayi ve lojistik pazarını kapsayan araştırmaya göre, küresel ticaret kalıcı belirsizliklerin etkisi altında yeniden şekilleniyor. Jeopolitik gerilimler, enerji güvenliği endişeleri, iklim kaynaklı riskler ve iş gücü sorunları, işletmeleri tek merkezli tedarik zincirlerinden uzaklaştırarak daha esnek ve çok lokasyonlu yapılara yönlendiriyor.

İSTANBUL BÖLGESEL LOJİSTİKTE GÜCÜNÜ KORUYOR Raporda Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesine ilişkin değerlendirmelerde İstanbul’un stratejik konumunu koruduğu vurgulanıyor.

Artan maliyet baskılarına rağmen Avrupa ile Asya arasında önemli bir geçiş noktası olarak öne çıkan İstanbul, bölgenin en dikkat çeken lojistik merkezleri arasında gösteriliyor.

Türkiye’de yüksek enflasyon ve yaşam maliyetlerinin iş gücü giderlerini artırdığı belirtilirken, ülkenin farklı pazarlara hızlı erişim sağlayan coğrafi avantajının yatırımcılar açısından önemini sürdürdüğü ifade ediliyor.

Bu durum, Türkiye’yi bölgesel dağıtım ve lojistik operasyonları için cazip bir merkez konumunda tutuyor. LOJİSTİK KİRALARINDA YÜKSELİŞ DEVAM EDİYOR Araştırma sonuçlarına göre küresel lojistik gayrimenkul kiraları son beş yılda ortalama yüzde 36 oranında arttı.

İncelenen pazarların yüzde 61’inde kira artışlarının sürdüğü görülürken, özellikle Latin Amerika güçlü talep ve sınırlı arz nedeniyle kira büyümesinde öne çıkıyor.

Avrupa’da ise İngiltere, Fransa, Portekiz ve İskandinav ülkelerinde lojistik alan arzının talebi karşılamakta zorlanması, kira seviyelerinin yükselmeye devam etmesini destekleyen temel faktörler arasında yer alıyor.

Rapor, lojistik sektörünün geleceğinde teknoloji yatırımlarının belirleyici rol oynayacağına dikkat çekiyor. Yapay zeka destekli planlama sistemleri, otomasyon teknolojileri ve yenilenebilir enerji uygulamalarının operasyonel verimliliği artıran temel unsurlar haline geldiği belirtiliyor.

Özellikle elektrikli araç filolarının yaygınlaşması, otomatik depo sistemlerinin kullanımı ve enerji tüketimi yüksek operasyonların artmasıyla birlikte enerji maliyetleri, yeni tesis yatırımlarında kritik bir değerlendirme kriteri olarak öne çıkıyor.

Araştırmaya göre geleceğin başarılı şirketleri yalnızca maliyet odaklı hareket edenler olmayacak. Tedarik zincirlerini çeşitlendiren, dijital teknolojileri süreçlerine entegre eden ve stratejik lokasyonlarda uzun vadeli yatırımlar yapan işletmelerin rekabet avantajı elde edeceği öngörülüyor.

Cushman & Wakefield uzmanları, küresel sanayi ve lojistik sektöründe belirsizliklerin kalıcı hale geldiği yeni dönemde esneklik, sürdürülebilirlik ve dayanıklılığın şirketlerin büyüme stratejilerinde belirleyici unsurlar olacağını vurguluyor.

Bu dönüşüm, lojistik gayrimenkullerinin şirketler için yalnızca bir operasyon merkezi değil, aynı zamanda stratejik bir yatırım aracı olarak değerlendirildiğini gösteriyor.

 .

Yorumlar

0 yorum

Yorum Yap

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!