İstimlak, kamu yararına dayalı bir projenin hayata geçirilebilmesi için özel mülkiyete konu taşınmazların bedeli ödenerek kamu adına devralınması anlamına gelir.
Sürecin merkezinde “kamu yararı” bulunur; yani uygulamanın gerekçesi bireysel değil, toplumun genel ihtiyacıdır. Devlet ya da yetkili kamu idaresi, geniş kitleleri ilgilendiren bir hizmeti yerine getirmek için belirli bir araziye ihtiyaç duyduğunda kamulaştırma yoluna gidebilir.
Ancak bu yöntem, mülkiyet hakkının sınırsız biçimde ortadan kaldırılması demek değildir. Mevzuat; bedelin hakkaniyetli biçimde belirlenmesini, işlemlerin resmi kayıtlarla ilerlemesini ve sürecin yargı denetimine açık olmasını şart koşar.
Kamulaştırma, idarenin başvurabildiği istisnai yollardan biridir. Taşınmaza başka yöntemlerle ulaşmanın mümkün olmadığı veya projenin kamu açısından zorunluluk taşıdığı hallerde devreye girer.
Kamulaştırma sürecinin başlaması için ön koşul kamu yararı kararının alınmasıdır. Bu karar olmadan istimlak işlemleri yürütülemez. Kamu yararı; bireysel menfaatin ötesinde, toplumun önemli bir bölümüne fayda sağlayan ihtiyaçları ifade eder.
Karar genellikle ilgili idari birimlerce alınır ve çoğu durumda üst makam onayı gerektirir. Bu mekanizma, sürecin keyfi şekilde işletilmesinin önüne geçmeyi amaçlar.
EN SIK HANGİ PROJELERDE UYGULANIR? İstimlak, çoğunlukla kamu hizmeti üretmek için gerekli alanın bütüncül biçimde sağlanması gereken projelerde görülür.
Arazi sürekliliği gerektiren işlerde parça parça satın alma her zaman mümkün olmadığından, kamulaştırma hukuki bir yöntem olarak öne çıkar. Uygulamanın sık rastlandığı alanlar arasında şunlar yer alır: -Karayolu ve demiryolu projeleri - Hastane ve okul inşaatları - Enerji iletim hatları - Baraj ve su yönetimi projeleri - Park, meydan ve sosyal donatı alanları Bu çerçevede kamulaştırma, kamu yatırımlarının ilerleyebilmesi için bir araç olarak kullanılırken; bedel tespiti ve işlemlerin denetlenebilirliği sayesinde mülkiyet hakkının korunması da sistemin temel unsurları arasında yer alır.