Ülkemiz enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşıladığı için enerji verimliliği artık yalnızca çevresel bir duyarlılık değil, ekonomik bir zorunluluk haline geldi.
Konu ile ilgili olarak verilen detaylara göre 2024’te enerji ithalatının 65,6 milyar dolara ulaşması, bu konunun stratejik önemini bir kez daha ortaya koydu. EVA Gayrimenkul Değerleme Uzmanı Abdülşekür Hop konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada bu durumun finans sektöründe de yeni bir kredi anlayışını beraberinde getirdiğini söyledi.
Abdülşekür Hop, bankaların sürdürülebilirlik kriterlerini kredi risk değerlendirme sürecine dahil etmeye başladığını belirterek, yeşil sertifikaya sahip binaların artık daha avantajlı kredi koşullarıyla finanse edildiğini ifade etti.
Açıklamasında bu durumun, yatırımcıları da karbon ayak izi düşük, enerji verimli projelere yönelttiğini söyleyen Hop, “Enerji tüketimi düşük, yenilenebilir kaynaklara dayalı yapılar artık gayrimenkul piyasasında yeni standart haline geliyor.
Türkiye’nin 2030 Enerji Verimliliği Stratejisi ve 2053 Net Sıfır Emisyon hedefleriyle de bu süreç paralel ilerliyor. ” dedi. Hop söz konusu konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada EVA Gayrimenkul Değerleme Danışmanlık olarak hazırladıkları Sürdürülebilirlik Raporu ve Kurumsal Karbon Ayak İzi Raporu ile sektörde bir ilke imza attıklarını belirterek, “Karbon Modülü” yazılımı ve karbon sertifikalarıyla müşterilerine karbon dengeleme imkânı sunduklarını, bu sayede çevresel ve ekonomik sürdürülebilirlikte öncü bir yaklaşım benimsediklerini dile getirdi.
Konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada enerji verimliliği konusunun bağımsız değerleme süreçlerinde de öne çıktığını belirten Hop, artık değerleme raporlarında yalnızca piyasa değerinin değil, binanın enerji sınıfının da yer aldığını vurguladı.
“Enerji Kimlik Belgesi (EKB) binanın enerji performansını ve sera gazı salım değerini gösteriyor. Bu belge sayesinde yatırımcı, gayrimenkulün uzun vadeli maliyet ve değer potansiyelini daha doğru analiz edebiliyor.
Her ne kadar EKB 2011’den bu yana zorunlu olsa da denetimlerde eksiklikler sürüyor. Yine de özellikle yeni konut ve ofis projelerinde enerji verimliliği artık bir standart haline geldi.
” dedi. Hop, enerji verimliliğinin yatırımcı ve tüketici kararlarını da doğrudan etkilediğini belirtti. Bankaların yeşil sertifikalı projelere sunduğu özel kredi koşullarının fark yarattığını söyleyen Hop, “Garanti BBVA’nın yeşil konut kredisi kapsamında, B ve üzeri enerji kimlik sınıfına sahip projelere sağladığı destek 520 milyon TL’yi aştı.
Ziraat Bankası, Halkbank ve VakıfBank gibi kamu bankaları da bu dönüşümün içinde yer alıyor. Artık yalnızca finansal avantaj değil, tüketici bilinci de değişiyor; kurumsal kiracılar sürdürülebilirlik sertifikalı ofisleri tercih ederken, genç kuşak alıcılar düşük enerji ve aidat maliyeti sunan projelere yöneliyor.
” ifadelerini kullandı. Hop, yeşil sertifikalı binaların değer avantajına dikkat çekerek, “İstanbul’da LEED Platin sertifikalı ofislerin kiraları, benzer lokasyondaki sertifikasız binalara göre ortalama yüzde 12,7 daha yüksek.
Enerji verimli konutlar da daha az aidatla işletiliyor ve ikinci el piyasasında daha hızlı satılıyor. Yeşil projeler inşaat aşamasında yüzde 2 ila 7 arasında ek maliyet getiriyor ancak enerji tasarrufu ve kira primleri bu farkı kısa sürede kapatıyor.
Enerji verimliliği artık bir tercih değil, doğrudan piyasa değeri yaratan bir unsur. ” dedi. Açıklamasında büyükşehirlerde belediyelerin de artık ruhsat süreçlerinde enerji performans kriterlerini daha sıkı uyguladığını aktaran Hop, “Kentsel dönüşümün yeni hedefi yalnızca depreme dayanıklı binalar yapmak değil; karbon salımı düşük, enerji etkin yapılar üretmek.
Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum süreci bunun itici gücü. 2030’a kadar inşa edilecek tüm yeni binaların enerji verimli tasarlanması hedefleniyor. ” açıklamasında bulundu.
Abdülşekür Hop, enerji verimliliğinin artık gayrimenkul değerinin en önemli göstergelerinden biri olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı: “Bugün farkı en çok bankalar ve yatırımcılar izliyor, ancak kısa zamanda tüketiciler de enerji sınıfına göre karar verecek.
Gayrimenkul sektörünün sürdürülebilir geleceğe hazırlanması hem çevresel hem ekonomik bir zorunluluk haline geldi. ” .